Berkhan Ağar-Sitoplazma

Bu sayımızda “KA”riyer Vizör’ün objektifinde, aynı zamanda İYTE mezunu ve şu an Teknopark İzmir’de Sitoplazma şirketinin kurucusu Berkhan Ağar’ı  konuk ettik. Üniversite sınavı ardından kariyer yolculuğunu şekillendiren süreçleri ve bir girişimci olma kararını etkileyen faktörleri bizlerle paylaşan ve ilham veren İYTElilerden olan Berkhan Ağar röportajımızı keyifle okumanızı dileriz.

Berkhan Ağar kimdir? Kısaca bahseder misiniz?

Merhabalar, ben Berkhan Ağar. 1995 doğumluyum. Bornova Anadolu Lisesi 2013 mezunuyum. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde (İYTE) Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği okudum. Lise yıllarımda şekillenmeye başlayan tekno-girişim projelerimi hayata geçirebilmek için 2013 yılında Teknopark İzmir’de bir yazılım geliştirme şirketi olan Sitoplazma’nın kuruluşunu gerçekleştirdik. O tarihten bugüne profesyonel hayatım Berkhan Ağar’da devam ediyor.

 İYTE maceranız nasıl başladı?

Doğrusu İYTE ile tesadüfen tanıştım diyebilirim. Lise yıllarımda üniversite hedefimde ne İYTE ne de İzmir’deki herhangi bir üniversite vardı. Çoğu akranım gibi şehir tercihim İstanbul’du. Bunun yanı sıra lise mezuniyetimin hemen ardından hayalimdeki projeleri gerçekleştirebileceğim bir yazılım şirketi kurmak en öncelikli hedeflerimdendi. Beni İYTE’ye getiren yol da aslında bu oldu.

Üniversite tercihi döneminde, yoldan geçerken tabelasını görüp merak edip girecek kadar küçük bir tesadüf sonucu Teknopark İzmir’i gezme şansım oldu. Teknopark’taki şirketleri, o dönemki girişimcilik odaklı çalışmaları gözlemledim. Hem İYTE Rektörlüğü’nün hem de Teknopark Yönetimi’nin öğrenci şirketlerine karşı tutumlarını öğrendiğimde ise tek tercihim İYTE haline geldi.

Mühendislik eğitimi aldınız. Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği gibi ağır bir eğitim almanıza karşın şu an mühendislik ile uğraşmıyorsunuz. Kariyer yolunuzu belirlerken sizleri motive eden ne gibi faktörler vardı?

Esasında kariyer hedefimi üniversite öncesinde belirlemiştim. Kariyerimin aynı zamanda hobim olan yazılım ile bağlantılı olacağını lise yıllarımın başından itibaren biliyordum. Ancak buna rağmen bilgisayar mühendisliği veya yazılım mühendisliği eğitimi almayı istemedim. Hedefinizi erken yaşta çizdiğinizde bu hedefinizi sorgulamak ve doğru bir seçim olup olmadığına dair şüpheler biriktirmek için fazlasıyla vaktiniz oluyor. Profesyonel anlamda da yazılım ile ilgilenmemin hobimi yok edebileceğinden korktuğum için kendime alternatif bir plan da çizmek istedim. Bu sebeple yazılıma yakın ancak farklı alanlarda da çalışmaya uygun bir eğitim olan Elektronik ve Haberleşme Mühendisliğini tercih ettim.

Mevcut işimin Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği ile bir ilişkisi yokmuş gibi görünse de mühendislik eğitimim sırasında edindiğim becerileri, bakış açılarını, disiplini hayatımın her alanında kullanmam gerekiyor. Öte yandan bir girişimci olarak farklı alanlarda edinilen bilgi birikiminin vizyon genişletici bir etkisi olduğunu ve mutlaka yaptığım işe somut katkıları olduğunu düşünüyorum.

Kendi işinin sahibi olmak, yani girişimci olmak nasıl bir duygu?

Bence girişimci, hayata karşı zinde duran kişidir. Hepimiz günlük yaşamımızda pek çok sorunla karşılaşıyoruz. Kimimiz bu sorunları göz ardı etmeyi tercih ediyor, kimimiz ise zaman kaybetmeden çözüm yolları aramaya başlıyor. Girişimciliğin de temelinde bu vardır. Mevcut problemleri gözlemlemeniz ve problemlere karşı çözüm önerileri üretmeniz gerekir. Bir nevi hayatın size sunduklarına karşı sağlam durarak akıntıyı doğrularınız doğrultusunda yönlendirirsiniz. Bu, yaptığınızı hissettiğinizde gerçekten büyüleyici bir şey.

Daha somut bir pencereden bakarsak, gözlemlediğiniz problemlere karşı kendi hayal dünyanızda tasarlayıp hayata geçirdiğiniz çözümlerinizin, yazılımlarınızın, projelerinizin yüzbinlerce insanın hayatına dokunduğunu görmek bu işin temel motivasyon kaynağı diyebilirim.

Kendinizi alanınızda ve çalışmalarınızda geliştirmek adına neler yaptınız?

Oldukça dinamik bir sektördeyim. Öyle ki, sadece bir haftalık uzaklaşma dahi sizi pek çok gelişmeden, pek çok yeni teknolojiden geride bırakabiliyor. Belki çok alışılagelmiş bir yanıt olacak ancak, zamanımın büyük bir kısmını alanımla ve hatta daha fazlasıyla ilgili gelişmeleri takip ederek geçiriyorum. Öğrenmek için bol bol hatalar yapıyor ve dersler çıkarıyorum. İlk kodumu yazdığım ilkokul yıllarımdan bugüne öğrenmeye hiç ara vermedim, veremedim ve muhtemelen bu hep böyle devam edecek.

Üniversiteye adım atar atmaz şirketinizi kurmanız ve büyüterek bugüne getirmenizde en büyük faktör ya da faktörler nelerdir?

Arkadaşlarımın benimle dalga geçeceği kadar çok sık kullandığım bir kelime var: Çözeriz. Sanırım sorun çözmekten keyif alan biriyim. Çok küçük yaştan itibaren gözlemlediğim problemlere karşı projeler üretmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Böyle bir çocukluğun devamında kendinizi elinizde bir yığın hayata geçirilmeyi bekleyen proje ile buluyorsunuz. Bu projeleri daha özgür ve hatta radikal kararlar alarak hayata geçirebilmek için kendi şirketimi kurmam gerektiğini düşünmüştüm. Bu motivasyon ile lise mezuniyetimin hemen ardından İYTE’deki ilk senemde Teknopark İzmir’de Sitoplazma’yı kurmuş ve birbirinden değerli ekip arkadaşlarımla beraber bu projeleri hayata geçirmeye başlamıştım.

Bugün Sitoplazma 8 yaşında, aralarında hepimizin bildiği Apple ve Vestel’in de olduğu yurt içi ve yurt dışında pek çok büyük firma ile ortak projeler geliştiren, milyonlarca kullanıcıya dokunmuş ve dokunmaya devam eden bir teknoloji şirketi haline geldi. Bugüne kadarki süreci tek bir faktöre bağlamak tabi ki mümkün değil. Ancak sanıyorum en önemli faktör doğru ekip arkadaşları ve doğru zamanlama oldu.

Sosyal hayatınızdan, faaliyetlerinizden de bahseder misiniz?

            Farklı alanlarda bilgi sahibi olmanın düşünce yapısını geliştirdiğini, hayata ve sorunlara daha farklı açılardan yaklaşılabilmesini sağladığını düşünüyorum. Bu nedenle mümkün oldukça yeni hobiler edinmeye çalışıyorum. Çok yönlü olabilmek için özel bir çaba sarf ediyorum. Örneğin, 12 yıldır bir tiyatro topluluğunda oyunculuk yapıyor, yelkenden sörfe pek çok spor dalıyla ilgileniyor, yeni enstrümanlar öğrenmeye çalışıyor, bir spor kulübünde ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yapıyorum.

Girişimcilik, girişimci olmak… bu tabirlere henüz uzak olan genç adaylara tavsiyeleriniz ne şekilde olacaktır?

Girişimcilik ciddi bir adanmışlık ve yoğun bir mesai gerektiriyor. Odaklı ve yoğun çalışmaya, motivasyonunuzu yüksek tutmaya alışkınsanız; bir krizle karşılaştığınızda düşündüğünüz ilk şey nasıl fırsata çevireceğiniz ise girişimcilikten çok keyif alacağınızı söyleyebilirim.